Mjora.com, sitenin çalışması ve ziyaret istatistiklerinin tutulması amacıyla teknik bir oturum çerezi ve IP adresi kaydı kullanır. Kişisel kimliğinizi belirleyen bir bilgi toplanmaz. Verileriniz belli bir süre saklanır, sonrasında otomatik olarak silinir. Detaylar için Çerez ve Gizlilik Politikamızı inceleyebilirsiniz.
|
Ndğaneri nozit̆a: Ar t̆ay do vrosi’ rt̆ay.
Günün sözü: Bir olsun ama iyi olsun.
|
|
|
|
|
İsmail BUCAKLİŞİ
Doğu'da Hopa - Pazar arası, Batı'da ise Çayeli ve Trabzon arasındaki bölge, tarihsel, kültürel ve dilsel olarak farklılıklar taşır. Bu; horona, kullanılan enstrümanlara, oyunların ritm ve figür özelliklerine de yansımıştır. Rize'den itibaren Trabzon ve Giresun yörelerinde enstrüman olarak kemençe, davul - zurna ve kaval, Çayeli'nden doğuya doğru gidildikçe Pazar, Hemşin, Furtuna Vadisi, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi ve Hopa'da tulum, Artvin yöresinde ise ağırlıklı olarak tulum ve akordeon kullanılmaktadır. Çayeli, tulumla oynanan horon ile kemençe ile oynanan horon arasındaki sınır konumundadır. Ömer Asan, "Eskiden Of’ta tulum ve zurnanın da çalındığını ama her nedense yasaklandığını söylerler" [2*] diyerek çarpıcı bir noktaya işaret eder. Geçmişte, tulumun Karadeniz'in batı yörelerinde de çalındığı ancak dinsel nedenlerden ötürü yasaklanıp unutturulduğu bilinmektedir. Sınırlı düzeyde yapılan alan araştırmalarında Gümüşhane'nin Karadeniz'e yakın yerleşim birimlerinde, Rize Merkez'e bağlı köylerinde kemençenin yanında tulum da kullanılmakta ve bununla horon oynanmaktaydı. Doğu Karadeniz'de yapılacak detaylı bir alan araştırması yörenin folklorik özellikleri hakkında ilginç ve çarpıcı sonuçlar ortaya çıkaracaktır ve bu yönüyle bölge bakir bir alandır. Lazlar Doğu Karadeniz’in sahil şeridinde ve sahile çok uzak olmayan köylerde yaşarlar. Geçmişte denizcilik, kendir, pirinç, mısır ekimi yaparlar, gurbete çıkarlardı. Bugün çay tarımı, balıkçılık ve fındık üretimi ekonomik altyapıyı teşkil eder. Geçiş bölgesinde yaşamalarından dolayı tarih boyunca yabancı kültürlerle etkileşimleri daha yoğun olmuştur. Lazlar'da yakın zamana kadar kan davasına rastlanabiliyordu. Atmaca avlamak, ehlileştirmek ve atmacayla avlanmak Doğu Karadeniz bölgesinde Lazlarla özdeşleşmiş bir uğraştır. Gerçekte kendi içlerinde sert ve asabi bir doğaya sahiptirler. İşte bu sertlik ve asabiyet Lazlann horonlarına da yansımıştır. Kaçkar dağlarının eteklerinde yaşayan Lazlar yaylacılıkla da uğraşırlar. Bu coğrafyada yaşayan insanların doğayla oldukça uyumlu bir yaşamları vardır. Yine de Doğu Karadeniz halklannın dilsel, kültürel, sosyal, üretimsel ve tarihsel birlikteliğin ortaya çıkardığı ortak bir kişilik prototipine sahip oldukları gerçeğini de göz ardı etmemek durumundayız.KEMENÇE VE TULUM Kemençe ve tulumun kökeni, birçokları için önemli bir merak konusudur. Ortaya birbirinden farklı birçok görüş atılmasına rağmen inandırıcı bir tespitin varlığından bahsetmek pek mümkün değildir. Zira, bu görüşler karşıt milliyetçi argümanlardan beslenmekte ve bilimselliği şüphe götürmektedir. Tulum, dünyanın birçok yerinde benzerlerine rastlanan bir enstrümandır; İskoçların Gayda'sı, Fransızların Cornemuse'si gibi. [3*] Milliyetçi görüş, tulumun bir Türk halk çalgısı olduğunu iddia eder. [4*] Fransızlar'ın fochette, İngilizler'in Kit adını verdiği yaylı çalgıyla akraba olan Karadeniz kemençesinin Anadolu'ya ne zaman geldiğini ve hangi yoldan girdiğini belirlemek güçtür. [5*] Yine de bu enstümanların yerli olma ihtimallerini de hesaba katmakta fayda vardır. Horon ise eski çağlardan beri Anadolu halkları tarafından bilinen ve oynanan bir oyun, hatta dinsel tören biçimidir. Ve muhtemelen Anadolu halkları ortak tanrılara ve benzer dinsel inanışlara sahip olmuşlardır. [6*] Lazlar tulum kadar kemençeyi de kendilerine yakın bulurlar ve kullanırlar. Ne var ki Lazların kullandığı kemençe Karadeniz kemençesine göre yapısal ve melodik anlamda farklılıklar taşır. Ayrıca Laz kemençesi ile Karadeniz kemençesinin çalış tavrında da farklılıklar vardır. Bu noktada Karadeniz kemençesi ve Laz kemençesi şeklinde bir ayrım yapmak mümkündür. Hemşinliler şarkılarına eşlik sazı olarak ya da horonda kemençe kullanmazlar. HORONLAR Çayeli - Hopa arasında ise Mtzanu, Anzheli, Memethina, Alikha, Hemşini, Bakhva (Bakhoz), İki ayak, Ğvandi, Rize, Phaphilati, Mimikhi (Kaçkar), Kotuna, Paaçkul (Kız horonu), Yali horonu, 3harişka, adı ile bilinen horonlar tulumla oynanmaktadır. Ayrıca, her bir horonun köyden köye değişebilen versiyonları vardır. Mesela Mtzanu horonunun, Eski Mtzanu ve Yeni Mtzanu olarak bilinen versiyonları vardır. [a*] Halk arasında en çok bilinen oyunlar Hemşin ve Rize horonlarıdır. Kemençe ile oynanan oyunlarda görülen omuz titretmelere tulumla oynanan oyunlarda sık rastlanmaz ya da bireysel tavır olarak karşımıza çıkar. Tüm horon türlerinde hareketler sert ve hızlı olmasına rağmen tulumla oynanan oyunlarda hareketler yuvarlaktır, ani ve keskin dönüşler yoktur. Bütün vücut aynı anda aynı yöne doğru hareket eder.
Horon sadece erkekler, sadece kızlar ya da kız - erkek karşık olarak da oynanmaktadır. Karışık oyunlar Hemşinlilerde yaygınken geleneksel kalıpların egemen olduğu yerlerde halen kız - erkek ayrımı yapılmaktadır. Eğer bir kız horon oynayacaksa yakınlarının kolunda oynamayı tercih eder. En azından böyle davranması beklenir. Son dönemde bu durumun yavaş yavaş aşıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bunun yanında yaşa göre de horon oynayanlar ayrılırlar. Genelde yaşlıların daha otantik horon oynadıkları düşünülür. Bu yüzden kimi düğünlerde gençlerin katılımı olmaksızın sadece yaşlıların horon oynamaları beklenir. Düğünlerde, asker uğurlama gibi bazı özel günlerde, yayla şenliklerinde horon oynanmaktadır. Kırk sene evveline kadar, özel zamanları beklemeksizin bir eğlence biçimi olarak horon oynandığı anlatılır. Her köyde tulumcu bulunurdu. Horon, doğal yaşamın vazgeçilmez bir parçasıydı. Zaman geçtikçe ekonomik koşulların zorlaşması, göçün yaygınlaşmasıyla horon oynama alışkanlığı da gerilerneye başladı. '70'li yılların başlarında köy düğünleri artık tarihe karışmaya, düğünler şehirlerdeki salonlarda yapılmaya başlandı. Özellikle 1990'a kadar olan süreç, geleneksel değer ve alışkanlıkların bir kenara bırakıldığı, şehirleşmeyle birlikte modernleşme eğilimlerinin üst noktaya sıçradığı bir dönemdir. Ancak son yıllarda halk arasında horona karşı ilginin, düğün salonlarında horona ayrılan zamanın arttığı ve özellikle gençlerin modern danslara oranla horona daha çok ilgi gösterdikleri görülmektedir. Batum - Hopa – Çxala üçgeni Burada Batum – Hopa - Çxala arasında tulumla oynanan horonlara ayrıca değinmek gerekir. Zira, bu horonlar diğer tulum kuşağı horonlarına göre benzerlikler kadar oynanış şekilleri ve figürlerde farklılıklara sahiptir. Hopa ve Ardeşen’i tulum kuşağı horonları için iki ayrı merkez olarak kabul edersek karşımıza iki farklı horon kuşağı çıkacaktır. Hopa merkezli horonların yaygınlık alanı Hopa ile sınırlı değildir. 93 Harbi dolayısiyle Batum – Hopa – Çxala üçgeninden Marmara bölgesine göç eden geniş bir Laz kitlesi de bu horonları oynamaktadır. Horoncu şahsiyetler Çoğumuz için horonu cazibeli kılan horonun kendisi kadar horoncu şahsiyetlerdir. Mesela, Arhavili Yaşar Turna kemençe çalmadaki ustalığı kadar horonculuğu ile de ün yapmış unutulmaz bir isimdir. Horonların isimlendirilmesi Horon isimlerine topluca baktığımızda, bunların şahıs, akraba grubu ya da yer adları olduğunu görürüz.
... Eskiden, “Pozoni Vadisi”nin [e*] uzak köylerinde Zeçifina (Zülküf) adında horoncu bir adam yaşıyordu. Zeçifina, horonu oldukça yavaş bir tempoda ve kendine has tarzıyla yorumlayışı sayesinde bu bölgede bir isim haline gelmiş ve artık günümüzde de temposu düşük horonlar “Zeçifina horonu” adı ile adlandırılır. HORON BİR İBADETTİR KARADENİZ'DE
Evet horon her yönüyle dinsel bir ayini hatırlattığı için olacak günah olduğunu savunanlar hep var olmuş. İnanca göre, horon oynayan birinin namaz kılabilmesi için boy abdesti alması gerekmektedir. Kimileri, horon oynamadıkları gibi, zevk alarak horon seyredilirse günaha gireceklerine de inanırlar. Horon bir isyan, bir başkaldırı olarak nitelendirilmiş din adamları tarafından. Bu, o kadar etkili olmuş ki, belli bir yaşın üzerinde olanlar, hacca gidenler, sakal bırakanlar dine dönüşün bir göstergesi olarak önce horon oynamamak için yemin etmişlerdir. Birçok tulumcu, din adına tulum çalmayı bırakmıştır. Bazı durumlarda tövbe ettiği halde kendini tutamayıp horona katılan ve akabinde sakal kesenlere dahi rastlamak mümkündür. Halk arasında söylenen "tulum şişer saruk baştan düşer" [8*] sözü horona karşı geliştirilen dinsel tepkiyi çok açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Bugün Rize'de, Trabzon'da tulum çalınmamasının bir nedeni de dinsel baskı altında tutulmasıdır. Bu da gösteriyor ki din, Doğu Karadeniz'de dilsel, kültürel asimilasyonda çok önemli bir role sahip olmuştur. Dinsel yaklaşımların bu derece katı olması, addi bir soruya yol açmaktadır. Din adamlarının horonla alıp veremedikleri şey neydi? Neden horona bu denli karşı durdular? Yoksa horon, Doğu Karadeniz halklarının bir zamanlar dinsel ayinlerinde oynadıkları bir oyun muydu? Evet. "Lazlar, baharda ekime başlarken, sonbaharda hasat sonu, denize çıkmadan önce, savaş öncesi ve sonrasında “oxvame” adı verilen tapınma yerlerine gider, yırtınırcasına horon oynarlardı. Oxvame, köyün yüksek ve düzbir yerinde bulunurdu ". Bu ifadeler Lazların çok tanrılı dinsel inanışlarında horonun dinsel tapınma biçimi olduğuna dair göstergelerdir. Sadece Lazlara özgü olmayan bu duruma, komşularında da rastlanır. Hemşinlilerin Ağustos ayında yayladan inişlerde kutladıkları Vartivor şenlikleri iyi bir misal teşkil eder. Bu şenlik bir hafta kadar sürer ve şenlik boyunca horon oynanır. TULUM ŞİŞER HORON TUTUŞUR Tulum şişer, sağ el üstte olacak şekilde eller tutulur, bir çember oluşur. Böylece horon tutuşmuş olur. Alanın genişliği oranında çok sayıda insan oyuna katılabilir. Katılan biri oyunu bozmayacak kadar horonu iyi bilmek zorundadır. Her horonda bir horonbaşı bulunur. Bu kişi oyunu çok iyi bilen, konuşmasıyla oyuna ahenk katan, liderlik özelliğine sahip biri olmalıdır. Horonun akışı, yönetimi, temposu, hangi figürün kaç kez tekrarlanacağı ve sonrasında hangi figüre geçileceğı tamamen bu kişi tarafından belirlenir. Horonbaşlarının kişiliği horonun da kişiliği olur. Tulumcu oyunun akışına göre tulum çalar. Tulumcuyu gayrete getirmek için onu öven, bazen de kızdırmak için onu yeren sözler söylenir. Horon sırasında horonbaşı dahil herkesin söyleyeceği sözler tulumun melodisine uygun olmak zorundadır. Horon sırasında konuşulmaz. Horonbaşı oyunu bozan birini dışarı atabilir. Bu, horondan atılan için hoş bir durum olmasa da çoğu zaman gurur meselesi yapılmaz. Horoncular da oyunun ritmine uygun anlamlı ya da anlamsız sesler çıkarabilirler, horonbaşına, tulumcuya ya da dışardan birine sataşabilirler. Karşı tarafta aynı şekilde melodiye uygun olarak cevap verebilir. Bu da oyunların neşeli, keyifli ve ahenkli geçmesine yardımcı olur. Horon esnasında türküler söylenir. Bir grubun söylediği türküler bir başka grup tarafından tekrarlanır.
DİPNOTLAR
|
|